31.10.2011

İki Haber Üzerine..

Garip bir gün..

Bugün; farklı ama ortak noktaları kadınlar olan, iki haber okudum. Ülkemizde Van da meydana gelen ve üzerinden 1 hafta geçmesine rağmen bizdeki etkisini yitirmeyen deprem haberleri güncelliğini korurken, asıl bomba haberlerde gizliymiş, anladım. İnsan düşünmüyor değil! Bu deprem etkisi neden yargı kararlarına uğramıyor diye... Gelin haberlere şöyle bir göz atalım...

Bir habere göre; "2002’de 13 yaşındayken, tanıştığı iki kadın tarafından 26 farklı kişiye satılan N.Ç. ile ilişkiye giren, aralarında asker, memur, esnaf, öğretmenlerin de bulunduğu sanıklara verilen, gerekçeleri büyük tartışma yaratan 32 sanıklı davanın temyiz incelemesi tamamlandı. Yargıtaydaki 13 yaşında satıldığı 26 kişinin tecavüzüne uğrayan N. Ç.' nin davasında “reşit olmayan kişiyi zorla alıkoyma” suçlaması, yerini “rızasını alarak alıkoymaya” cezasına çevrilerek, onandı." *

Psikoloji dersinde şöyle bir metin vardı; "16 yaşına kadar çocuklar yaptıkları davranışların sorumluluğunu alamazlar. Rol kavramı daha baskındır." (Bunu mesela güneydoğuda polise taş atan çocuklarda sıklıkla görmekteyiz.Çocuklar yaşça büyüklerinden ne görüyorsa onu tekrarlıyorlar aslında.)

Yani 16 yaşından önce tüm çocuklar yaptıklarının sorumluluğunu taşıyacak kapasitede olmadıklarından, yaş sınırı olarak en az 16 olarak baz alınır. O yaşta bir kızın bırakın fuhuşa zorlanmasını, çocuk yaşta sayılacağından ötürü rıza gibi bir durumu sayılmamalı bile. Ama bazı sosyal medyada "adamların kaçırma gibi bir eylemde olmadıkları, karşılığını ödeyip zorlamada bulunmadıkları şeklinde bir savunma yapmış olabileceklerinden ötürü böyle bir karara varılmış olunabileceği" şeklinde yorumlar yükseldi. Haklı, yasalarda böyle bir madde var ise, bazı noktalarda hakimlerinde elinin kolunun bağlı olduğu anlar olabiliyor.

Asıl üzücü olan o maddenin orada olması.. O yaşta bir kızın rızasının kabul edilmesi.. O madde değiştirilmediği sürece bu gibi kararlara daha çok örnek teşkil eder..



Yorumlamak bile istemediğim bir haber..
Sadece tedbir ve kararlar veren mercilerin daha adil olmasını ve yasaların bir an önce yeniden düzenlenmesini istiyorum. 

Haber kaynakları ntvmsnbc

27.09.2011

KEDV / Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı


KEDV-Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı; Türkiye genelinde kadın girişimciliğini desteklemek amacıyla  gerçekleştireceği bir proje için yerel koordinatörler arıyor. 

Yerel Koordinatörlük görevi ile ilgili detayları ve görev yapılacak şehirlerin güncel listesini , KEDV’in Facebook sayfası olan; https://www.facebook.com/kedv.org.tr  adresinden edinebilirsiniz. * 


KEDV HAKKINDA

Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı (KEDV), 1986 yılında kadınların ekonomik durumlarını ve yaşam kalitelerini iyileştirmek amacıyla kurulmuştur.
 Kâr amacı gütmeyen bir sivil toplum örgütü olan KEDV, dar gelirli bölgelerde kadınlara ve çocuklara yönelik çalışmalar yapar. 
Kadınların bireysel ve toplumsal yaşamlarını iyileştirme çabalarını desteklemek, temel ihtiyaçları etrafında organize olarak kapasitelerini geliştirebilecekleri platformlar yaratmak ve çocukların erken çocuk eğitimi olanaklarından yararlanabilmelerini sağlamak üzere faaliyetlerini yürütür. 
Yerel kadın gruplarına yönelik bireysel ve kolektif kapasite geliştirme ve ekonomik güçlendirme programları uygular, bu gruplara Kadın ve Çocuk Merkezleri kurarak erken çocukluk eğitim hizmetleri sunmaları için destek verir. KEDV, bu faaliyetleriyle her yıl yaklaşık 3000 çocuk ve kadına eğitim ve diğer kapasite geliştirme olanakları sunmaktadır. 

* Alıntı

15.07.2011

Hürriyet Aile İçi şiddete Son! Kampanyası Acil Yardım Hattı Verileri

15 Ekim 2007 - 30 Haziran 2011 tarihleri arasında;

  • Toplam yapılan konuşma sayısı 26.993,
  • Aile içi şiddetle ilgili hukuki, kurumsal ya da psikolojik destek verdiği, hattın işleyişi, kampanya ve mağdura yardım konusunda bilgilendirme yaptığı kişi sayısı ise 12.330.
  • Arayan mağdur, mağdur yakını ve mağdur tanıdığı sayısı: 8.264’dır.
  • Her iki mağdurdan biri  fiziksel şiddetten şikâyet ederek arıyor. Bunların yarısına yakın kısmı ise fiziksel şiddetin yanı sıra diğer şiddet türlerinin bir ya da bir kaçına maruz kalıyor. 
  • Mağdurların 1/3’ü sözel, duygusal şiddete maruz kaldığını ifade ediyor.  Bu grubun da bir kısmı duygusal şiddetin yanı sıra sosyal, ekonomik ya da cinsel şiddet görüyor.
  • Sadece cinsel, ekonomik ya da sosyal şiddet şikâyeti ile arayan mağdurların oranı ise % 6
  • Mağdurların %2,9 i erkek.
  • Yaş dilimi 4–90,
  • Mağdurların %80 i eşlerinden şiddet görüyor.
  • Arayan saldırgan sayısı 146.On ikisi şiddet uyguladıklarını ama yapmak istemediklerini söyleyerek  yardım istemiş, üçü hakarette bulunmuş, ikisi eşinin yerini sormuş ve ilaçlarını götürmek istediğini belirtmiş, birine acil yardım yapılmış, diğerleri ise sığınma evine giden eşlerinin yerini sormuştur. 
  • Bu güne kadar 942 acil vaka gelmiş ve çoğunluğuna ekip gönderilmiş, önemli bir kısmına sığınma sağlanmıştır.
  • Mağdurların % 50’si avukatla görüşme yaptı, %28 i hukuki destek almak üzere baroya ya da karakola yönlendirilmiştir.
  • Çoğunluğu hattan psikolojik destek aldı ve her beş kadından biri psikolojik destek kurumlarına yönlendirilmiştir.
  • Yine 1/5'e yakın mağdur sığınma talebinde bulunmuş ve SHÇEK ya da Belediye sığınma evlerine yönlendirilmiştir.
  • Aramalar genellikle gündüz saatlerinde (14.00–18.00) yoğunlaşmaktadır. 
İstanbul dışından 79 ilden (Adana, Adıyaman, Afyonkarahisar, Ağrı, Aksaray, Amasya, Ankara, Antalya, Ardahan, Artvin, Aydın, Balıkesir, Bartın, Batman, Bayburt, Bilecik, Bingöl, Bitlis, Bolu, Burdur, Bursa, Çanakkale, Çankırı, Çorum, Denizli, Diyarbakır, Düzce, Edirne, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Giresun, Gümüşhane, Hakkari, Hatay, Iğdır, Isparta, İzmir, Kahramanmaraş, Karabük, Karaman, Kars, Kastamonu, Kayseri, Kırıkkale, Kırklareli, Kırşehir, Kocaeli, Konya, Kütahya, Malatya, Manisa, Mardin, Mersin, Muğla, Muş, Nevşehir, Niğde, Ordu, Osmaniye, Rize, Sakarya, Samsun, Siirt, Sinop, Sivas, Şanlıurfa, Şırnak, Tekirdağ, Tokat, Trabzon, Tunceli, Uşak, Van, Yalova, Yozgat, Zonguldak) ve 13 farklı ülkeden (Almanya, Fransa, Avusturya, Azerbaycan, Belçika, Hollanda, Avustralya, Amerika, Suriye, İsviçre, İran, Tunus, İngiltere ) ve Kıbrıs’tan arama gelmiştir. 

9.06.2011

İmza Kampanyası



Aralarında Kadın Adayları Destekleme ve Eğitme Derneği’nin de (KA.DER) içinde bulunduğu “Eşitlik Mekanizmaları Kadın Platformu”, Kadın Bakanlığı’nın ve Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü’nün kaldırılması planları üzerine Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a bir açık mektup yayınlayarak beraberinde bir de imza kampanyası başlatmıştı.


İmza kampanyasi metni şöyle:


"Basında yer alan haberlere göre hükümet, 'Kadın ve Aileden 'Sorumlu' Bakanlık'ı kaldırarak, yerine 'Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı' kurulması için hazırlıklarına başlamış durumda. Günde en az beş kadının öldürüldüğü, kadınların mecliste ve karar mekanizmalarındaki yok denecek oranda temsil edildiği; yoksulluk, eğitim, sağlık gibi kriterler açısından dünya sıralamasında en diplerde yer aldığı bir ülkede, kadın erkek eşitliğini sağlamakla görevli tek mekanizmanın kaldırılması kabul edilemez. Açtığımız bu imza kampanyası ile bu girişimden vazgeçilmesini; bakanlığın, aileden bağımsız olarak kadın-erkek eşitliğini sağlamakla görevli icracı bir bakanlık olarak yeniden düzenlenmesini talep ediyoruz. Eşitlik Mekanizmaları Platformu olarak, burada toplanan imzaları Hükümete ve Meclisteki tüm partilere ileteceğiz. Kampanyayı yaygınlaştırmak için desteğinizi bekliyoruz. Konu çok acil ve kritik, seçim sonuçları bile beklenmeden, her an bakanlar kurulu toplanıp kadın bakanlığını tamamen kaldırabilir."


Destek için http://imza.la/kadin-bakanligi-kaldirilmasin

Kapatılan Bakanlık..




"Kadınla erkek birbirinin tamamlayıcısıdır, eşit olmaları mümkün değildir" sözlerinin sahibi Başbakan Erdoğan, bakanlıklarda yapacağı değişiklikle ilgili Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı'nın  kaldırılarak yerine "Aile ve Sosyal Politika Bakanlığı" kurulacağını açıkladı. Bu arada Başbakanlığa bağlı 1991'den beri kadın politikalarının oluşturulmasında önemli işlev gören Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü (KSGM) de kapatılarak "Kadın ve Aile Genel Müdürlüğü"ne dönüştürülecek.

Durumun olumsuz bir gidişat olduğunu dile getiren 65 kadın örgütü ve insiyatifi  Başbakan Erdoğan'a gönderdiği açık mektupta ise "Tırnaklarımızla kazıyıp edindiklerimizin sessizce yok edildiği sabahlara uyanmak istemiyoruz" derken hükümetin Kadın sorunlarının gözardı ederek kadınları birey olarak kabul etmeyip, ısrarla 'aile' bir ferdi olarak gösterme gayretini karşı çıkıyor. Kadın örgütleri, bakanlıklarının kaldırılmasının, hükümetin kadını, anne, eş, bacıdan ibaret gördüğünün göstergesi olduğu görüşünde birleşiyorlar.


KADIN BAKANLIĞI KALDIRILMASIN İMZA KAMPANYASI

Bakanlığın değiştirilmemesi için imza kampanyası başlatan platform üyesi kadınlar, ''günde en az 5 kadının öldürüldüğü, kadınların Mecliste ve karar mekanizmalarında yok  denecek oranda temsil edildiği, yoksulluk, eğitim, sağlık gibi kriterler açısından dünya sıralamasında sonlarda yer alan bir ülkede'' kadın-erkek  eşitliğini sağlamakla görevli önemli mekanizmalardan birinin kaldırılmasının kabul  edilemez olduğunu söylüyorlar.

Başlattıkları imza kampanyasıyla bakanlığın isminde kadın kelimesinin en başta yer alacak şekilde oluşturulmasını isteyen, bakanlığın, aileden bağımsız olarak kadın-erkek eşitliğini sağlamakla görevli icracı bir bakanlık olarak yeniden düzenlenmesini talep eden kadınlar, topladıkları imzaları Hükümete ve Meclisteki tüm partilere iletmeyi amaçlıyor.

KA.DER BAŞKANI ÇİĞDEM AYDIN

Kadın Adayları Destekleme ve Eğitme Derneği  (Ka.Der) Genel Başkanı Çiğdem Aydın, icracı bir kadın bakanlığı beklerken  var olan kadından sorunlu devlet bakanlığının  kaldırılmasına  son derece kızgın ve canının sıkkın olduğunu belirtti.

Çiğdem Aydın, Devlet Bakanlığı'nın kapatılmadan önce bir imza kampanyası başlatttıklarını hatırlatarak şunları söyledi:

"Üç bin küsur imza toplandı. Başbakan Müsteşarına ilettik. Başbakanlığa mektup yazdık.  Böyle bir karar alınırken görüşümüzün alınmış olması gerekirdi. Seçime 3 gün kala böyle bir düzenlemeyi doğru bulmak mümkün değil. Dayatma olarak algılıyoruz. Bakanlık adından 'kadın'ı kaldırmanın sakıncası var. Adı Kadın, aile ve sosyal politika bakanlığı olarak değişseydi elinmizden geleni yapardık, desteklerdik. Kadını yok sayan bir anlayışın göstergesi. Kadınlara ilişkin hak temelli taleplerimizin görmezden gelineceği kaygısını taşıyoruz. Kadınların yurttaş olmakla, birey olmakla ilgili sıkıntıları var. Kadın sorununu ailenin unsuru olarak görerek çözmek mümkün değil."

TKDF AÇIKLAMASI

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu'ndan yapılan açıklamada ise; Hükümetin kadına ilişkin düzenlemelerin toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak için yıllardır mücadele veren kadın örgütlerinin görüşü alınmadan yapmasının, "kadını birey olarak görmek istemeyen ve aile içine hapseden iradenin " bir ürünü olduğuna dikkati çekti. Avrupa Konseyi tarafından hazırlanıp imzaya açılan Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve bunlarla Mücadele Sözleşmesi'nin takibi konusundaki kararlılıklarını kamuoyuna duyurmak ve seçim sonucunda oluşacak yeni Meclisin açılış haftasında "çocuk ve kadınların maruz kaldığı taciz ve cinayetleri protesto etmek" amacıyla TBMM önünde yapılacak eylem için bir deklarasyon yayımladıkları ifade edilen TKDF'nun açıklamasında,  bu bağlamda hükümetten acil yanıt bekledikleri ifade edildi. *