30.07.2009

Bekaret

Kızların hep bir zarı vardır.
Namusun timsali...
Hani topluma temizliğini bununla gösterirsin falan.
Kaybedersen tüm hayatın boyunca suçlu kalırsın.
Kendini koruyamamışsındır.
Küçük görünürsün.
Namussuz, bencil bir insansındır.
Kendi seviyeni, değerini düşürmüşsündür.
Çünkü o zar, bekaret dediğimiz kavram;
  • Lekelenir!
  • Kaybedilebilir!
  • Delinir!
  • Yırtılır!
  • Bozulur!
Önemli(mi)dir...
Önemsenli(mi)dir...

Kişiye göre değişir elbet. Ama bu asla karşıdakini rencide etmek, öldürmek, sövmek, dövmek, aşağılamak, değer yargılarını sorgulamak için bahane olarak kullanılamaz!! Bu insanlık dışıdır işte. Karşındaki bakire değil diye onu suçlarken kendin nasılsındır? Bir de bunu hemcinslerimiz de yapar arada... Milletle yiyişip yiyişip aa bak o kız bakire değil derken, sen ne kadar namuslusun? diye sorsan apışıp kalacaklardır eminim. Ya da kendi kızlarına bakmayan anne - babalara ne demeli? Her kuşak bir sonrakinin namusunu bu zara göre mi sorgulayacak? Bırakın isteyen kendisine nasıl doğru geliyorsa o şekilde yaşasın bunu. Kimse kimseyi aaa bakireymiş namuslu imiş deneyimsiz diye yargılamasın. Ve yine kimse bakire değilmiş namussuzmuş demesin. Özgür irade burada başlar.

* Münevverin cinayetinde, gördük toplum düşüncelerini!!! "bakire olsaydı hak etmiş olacaktı garibim"
* 2009 a girerken doğalgazdan dolayı zehirlenen öğrenciler hakkında da aynı itham ve suçlamalar yapıldı...
* Onca töre cinayetleri işlendi. Değer miydi?
* Yasemin Ç.' yi hatırlayan var mı aranızda bilmiyorum. Bunu töre kısmında işlemeyi düşünüyordum ama konu ile de ilgili. Sevgili Yasemin, eniştesinin tecavüzüne uğrar, kürtaj olur ve kızlığını diktirir. İmam nikahı ile zorla evlendirilir. Bakire çıkmadığı için evine geri gönderilir. Askerden gelen abiside silahla öldürür... Ne diyeyim şimdi ben. Hala bakireliği önemseyen zihniyete.

Ellerinden gelse tecavüze uğramasının suçunu da kıza yıkıp kız hak etti diyecekler. Acaba kendi kızlarının, kardeşlerinin başına böyle bir iş gelse, hak etti o... diyecekler midir??? Bakireliğini bu şekilde kaybeden bir kızın hissettikleri hakkında bir empati kurar mısınız? Kızcağız hem zorla bu olayı yaşayacak, bir de üstüne hem ailesi hem toplum hem de ilerideki evleneceği insan tarafından suçlanacak ha??

Ben küçükken; annemizin "aman" ile başlayan sıkı tembihleri arasında iken, adı zar ya, böyle soğan zarı gibi bir şey herhalde derdim kendimce. Birisi gelecek o zarı delip geçecek, ben de acıdan öleceğim, bayılacağım zannederdim. O çocuk aklıyla dinlerken nasıl gerilir insan, o Türk sinemasındaki haller falan, kadından "ımmggg" gibi bir ses ya da çığlıklar çıkar, göz korkuturlar. Annem karşıma oturup da bak kızım bu böyledir regl dönemleri böyle olur, o zar dediğimiz aslında budur diye hiç anlatmazdı. Tabu kelimesi gibiydi o senelerde bu sözcükler. Ben böyle soğan zarı, balon patlağı derken çat pat arkadaşlar ile araştırıp, konuşa konuşa öğrendim. Sonra teoriyi bırakıp, pratiği öğrendik bir şekilde. Hoş ben pratiklediğim insan ile evlendim. Ama böyle olmayabilirdi de...

Benim kızdığım; Herkesin özgür iradesi ile yaşadığı şeylere saygı duyulmalı.
Kişiler ne zaman kendilerini hazır hissederler ise o zaman yaşamalı. Sonradan kendileri de dahil kimseyi suçlamamalı, suçlanmamalı!!
  • Oğlum kadınları becersin, kızım kırsın dizini otursun mantığındaki insanları kınama benimkisi.
  • Elini yıka geç meselesi değil ki bu. Neyin kiri? Hangi kir Allah aşkına!!
  • Türkiye'de kaç erkek evlendiği kadın bakire çıkmadı diye boşandı? Düşünün!
  • Kaç kadına bakire olmadığı için orospu dendi?
  • Erkekler evlenmeden önce birçok kadınla birlikte olmak isteyip, evleneceği kadının "temizliğini" bekaret ile ölçtü?
  • Ya kaç kız bakireliği gözlerinde büyüten ailesinin baskısı altında intihara sürüklendi?

Bir tavsiye:
Eğer ülkemizde bu bakirelik kavramı, farklı ülkelerde de çok değişik biçimde yüzünü gösteriyor. Geçenlerde bir kitaba rastladım. Adı "Yitik masumiyet" Okunası, okunmalı...

Bir bilgilendirme:
Kimse sizin onayınızı almadan sizi bakire misiniz diye hastaneye götüremez. Yasalarda bile bu böyledir. Kimsenin, bu aileniz bile olsa böyle bir genital muayene için zorlamasına imkan tanımayın. Lütfen...

  • MADDE 287. - (1) Yetkili hakim ve savcı kararı olmaksızın, kişiyi genital muayeneye gönderen veya bu muayeneyi yapan fail hakkında üç aydan bir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

27.07.2009

Ensest

Birkaç gün önce şu haberi okudum. FF de de tartışılması yapıldı. Kırmızılı da çok güzel değindi bu konuya Kadınlar Yazıyor'da.

Benimse aklıma bu gibi olaylarda; ensest deyince illa biyolojik mi olması gerekir sorusu geldi. Arada kan bağı olmadan, bu olayın tarafları ensest olarak görülebilir mi?. Bence evet. Görülmelidir de.

Düşündüğünüz de aslında ne kadar kötü bir durum bu... Tabi ki hiçbir zaman avutucu değil ama senelerce aileden gördüğünüz, güvendiğiniz birinin size bunu rıza dışı yaşatması... Ama bu dışarıdan tanımadığımız biri olunca daha kolay unutuluyor, ne derseniz deyin.... Ve görüp bakın ki; her zaman bir travma bir diğerini meydana çıkarıyor. Benzer bir olayın anlatılması veya psikologa başka konularda gidilip, geçmişteki olayları anlatılması gibi. Sanıyorum bu orandaki istatistiklerde, gerekli bilgileri verir çok yakında bize. Aile içindeki "rıza dışı" ensest ilişkilerinde şahsın kendisini geçin, ailesi bile suçlar onu. Çünkü onun kocası, abisi, kardeşi, yeğeni vs. si yapmaz öyle şeyler. İftira attığınızı zannederler. Konduramaz çünkü sevdiği insana böyle bir itham. Diğerinin ise canı yanmış umrumda olmaz ilk şokla.

Şikayet edebilen cesur kimseleri ise, genelde şunlar bekler:

* Bir taraf hapse düşer. Düşmeli ve "cezasını" çekmelidir de. Bence müebbet verilmeli hatta. (Hani örnek vermek gibi olmasın ama. Amerika'da bile çocuk tacizcilerine/tecavüzcülerine orada kalan mahkumlar tarafından dışlanma söz konusu. En basiti olmak üzere, kendi aralarında zanlıyı mimlemek için, vücutlarına bir dövme bastıklarını biliyor musunuz? Hani ola ki çıkarsa ölene kadar o damgayı taşıyıp görülsün diye eline veya boyunlarına bastıklarını izlemiştim ben. O hapishanede yaşayan mahkumlar bile, bu adamları dışlıyor. Bazen içimde bir yer, evet bizimkilere de yapılmalı. sonsuza dek bir çocuğa ya da yakın aile çevresinden birine el uzatmamalı diyorum. Aramızda sinsice dolaşıp, aileden biri iken; en kötü kabusumuz olmamalı senelerce...)
* Diğer mağdur taraf, yaşı küçükse Devlet tarafından korumaya alınır. (Evet ya, yetiştirme yurdu ya da diğer bakımevlerine gönderilecek. Kimbilir o yurtlarda neler yaşayacaktır. Artık bu bakıcı dayakları, taciz vakaları, zorla hizmet yaptırma... gibi haberler ile paranoklaklık derecesine sahibiz ülkece... Sonunda hiçbirimiz çocuklarımızı emanet edemiyoruz kimseye. Hangimiz bizim çocukluğumuzdaki gibi özgürce oyun oynayabiliyor yan mahallede. Evimizin önüne çıkartamıyor haldeyiz. Her sene zaten bir yurtta yaşanan vahşet sahneleri hortlatıp izliyoruz. Kızıyoruz, lanetliyoruz, yine yapıyoruz.)

* Yine mağdur kendini suçlu hisseder, bunu tetikleyen bir davranış sergilediğini düşünür. ( Tipik taciz vakalarının engellenemez sonucu!!!)

* Ailecek üstü kapatılır. Yok sayılır. (Çünkü korkulur. Çünkü arkadaşlar, komşular ya da diğer aile bireyleri ne düşünür, ailenin ileriki zamanlarda gelecek kaygısı taşımasına sebebiyet verir bu durum. Sanık da yakın çevredendir, mağdur da...)

25.07.2009

Koşul Yok

yesari'den bir yazı. Buyrun:

Bu yazıyı yazmamın amacı bazen bu tür olaylarla karşılaştığınızda sesinizi çıkartabileceğinizi de göstermektir.

Hayatım boyunca “taciz” konusuna dahil olabilecek hatırladığım tek olay lise anılarıma ait. Öğretmenlerden biri öğrencilere fazla samimi ve yakın davranıyordu. Yani hiçbir öğretmenin olmadığı kadar yakın mesafede bir şey anlatmaktan bahsediyorum. Türlü türlü bahanelerle dokunmaktan, bacaklarına ve boyunlarına dokunmaktan bahsediyorum. Bunu daha çok sessiz sakin tiplere yapıyordu. Uzun zamandır okulda olduğu için ve mizacı itibariyle zararsız görünen bu öğretmeni öyle sadece bir kuşku için yakamazsınız. Ben sadece izlemeye başladım ve bu konuyu kızlarla konuşmaya.

Okuduğum lise türü itibariyle bu tür olayları kolay kolay yaşayacağınız bir lise değil. İmam hatip lisesi sonuçta ve kimse eteğini biraz daha biraz daha yukarıya çekiştiremez, gömleğinin düğmesini bir tane fazla açamaz. Bunların hiçbirini istese bile yapamaz yani. Kaldı ki o çok meşhur “e öyleyse o da kendini teşhir etmeseydi, açmasaydı, etmeseydi” gibi saçma sapan bir bahanenin arkasına saklanamaz kimse. Başörtülerinin içine elini sokması, oradan boynuna dokunması, eteğini biraz yukarı çıkartması ve bacaklarına dokunması. Bunların başka açıklaması olamaz artık. Okuduğum dönemde biz tecrit halde değildik erkeklerden. En iyi anlaştığım arkadaşlarım erkeklerdi. Aynı sınıfta karışık okuyorduk. Onlar da fark ettiklerini söyledikten sonra artık daha fazla beklemenin anlamı yoktu. Önce müdür yardımcılarından birine durumu açıkladım. O da bana durumun çok ciddi bir suçlama olduğunu söyledi , bununla ilgili hangi kızların mağdur olduğu , ne tür davranışların bizi rahatsız ettiğine kadar uzun uzun konuşuldu. Ciddi bir soruşturma döneminden sonra ise okuldan uzaklaştırıldı. Ama aynı ilçedeki düz lise tabir ettiğimiz başka bir okula. Sonradan duyduk ki o okulda da pek rahat durmamış. Ama sonuçta okulumuzdan gitmişti.

Şimdi , ben yapı itibariyle kendini çok savunan biri olmasam da çevremdeki insanlara karşı fazlasıyla hassas olabiliyorum. Bu tür hareketlere maruz kalan kişi kendini ön plana çıkartmak istemez, nasıl bir psikoloji içerinde olur bilmiyorum ama çok zor olsa gerek. O yüzden eğer etrafında bu tür ve daha fazlası davranışlara maruz kalmış insanlar varsa sessiz kalmayın. Onun yerine bir şeyler yapmaya çalışın muhakkak. Yerinde siz de olabilirsiniz ve birileri sizin için bir şey yapmazsa o ağır yükü hayatınız boyunca üzerinizde taşırsınız. Bu en yakınınız bile olabilir ve siz bunun farkında olmazsınız. Kardeşiniz, ablanız , akrabanız, arkadaşınız. Her zaman her durumda sizi yanında hissetmeli. Koşullar her ne olursa olsun. Eğer birilerine anlatamazsanız yapayalnızsınız demektir. Önyargılar bizi hiçbir yere götürmez, eğer sevdiğiniz birileri varsa onlara koşulsuz güven vermeyi öğrenin. Başına ne gelirse gelsin yanında olacağınızı bilmeye ihtiyacı vardır.

Yazarın Tek Dileği

sltn'dan bir mail geldi buyrun bakalım:

Lanet olası adam tam bir şerefsizdir hatta namussuzdur. Yıllar önce çok iyi bir adamken sapıtır, yoldan çıkar.. Kadın, babasının evindeyken habersizce İstanbul'a döner kadını baba evinde bırakır. Ailede krizler başlar, adamın babası, akrabaları gelir konuşulur edilir, herkes “bırak onu ondan hayır gelmez sana” der kadına, “kimsen mi yok” derler.. Ama kadın diretir geri döner seviyordur çünkü bir de şu vardır “elalem ne der!”. Her gün aşağılanır, onun için çabaladıkça aşağılanır, önce aşağılanır sonra ağlar. Önceden çocuklarının olmamasıdır problem.. Eskiden sevdiği kadın sadece bebek taşıyıcısına dönüşmüştür adamın gözünde, evlenirken verdiği sözler geçersizdir artık. Tabii kadın dediğin doğurmak için vardır ya; sadece doğurur, rahminden çıkan o minik masuma bakar, sonra yine doğurur yine bakar. Bir gün gelir onlar da babası gibi kansız olur o zaman görür kadın gününü. Kadın dediğin sadece bebek otomatıdır ya; sadece onun gibi erkeklerin kendine eğlence yapacağı, kendi gibi bir erkek yetiştirmeleri için araçtır.. Aaa sonra yemek yapar kadın; işten gelir adam; önüne yemeğini koyar, hani adam eşek gibi çalıştı ya yoruldu, kadın yemek yapsın, adamın göbeğini büyütsün diye para getirdi, işi ne, yapacak tabi!.. Kadın çalışsa bile kadındır o yapmak zorundadır, yapar da.. Yapar ama yaranamaz bir türlü; yemeği beğenmez adam kadın gibi yemeğe de sayar, aslında yemeği de kadın gibidir; pırlanta gibi ama sarrafına düşmemiş. Adamın göbeği büyüdükçe kadın küçülür karşısında, adam gider spor salonuna büyüyen göbeğini eritir, göbeği eridikçe kadın da erir. Kadının ise evde didinmekten eriteceği bir göbeği yoktur mutlu mu olsa acaba. Kadın diretir geri döner, seviyordur çünkü bir de şu vardır “elalem ne der!”. Ama yaranamaz. Kadının yazdığı yazıları görür yazar, çok kasvetlidir tıpkı hayatı gibi. İntihara teşebbüs bile etmiştir bir zamanlar. Akrabasının evine gelir kadın, akşam almaya gelmez adam orada kalır istemeye istemeye, ne 1 kezdir bu ne de 2. Evindeki bilgisayar pornolarla, internet geçmişi seks hikayeleriyle doludur, arkadaşlık sitelerine girmiş, üyelikler yapmıştır. Sanalda aldatıldığı kesindir kadının, gerçeği kim bilir. Bunu bilen kişiler kadına söylemeye cesaret edemezler, çünkü kadının adamı bırakmayacağı ortadadır, seviyordur çünkü bir de şu vardır “elalem ne der!”. Hatta aldatıldığını bildiğini bile iddia ederler ağzını açmazmış çünkü kadının işine gelirmiş. Kadına çocuk isteğini bahane ederek kuma bile teklif eder adam. Lanet olası adam kadını da kendisi gibi şerefsiz, haysiyetsiz sanmıştır. Kadın evden 2 gün uzaklaşınca da hanyayı konyayı görür; kim doyursun karnını, kim temizlesin evi, kim baksın hastalandığında. Kandırır kadını özledim diye, kadın inanır belki saflığından, belki de öyle olmasını istediğinden. Ve her saldırıda korur adamı, ailesine laf ettirmez, edenlere küser. “Eşimle aramdakine karışamazsın, seni ilgilendirmez”dir kurduğu cümle. Adam durur köşede ağzını açmaz çünkü onun bir diğer ağzı kadındadır o konuşur adam yerine, istediği zaman da susturur. Laflar ağır gelir kadına, doğruluğunu bilir çünkü, kapanır odaya, belki de ağlamıştır. Bu böyle sürüp gidecektir ya da kopacaktır bir yerden ama koparanın kadın olmayacağı kesindir. Çünkü lanet olası adam tam bir şerefsizdir, haysiyetsizdir hatta namussuzdur. Yazarın bundan sonraki tek dileği ise, adamın Google'da yaptığı “seks hikayeleri, ensest hikayeler, siberalem” aramalarıyla buraya düşmesi ve kimsenin ona kanacak kadar aptal olmadığını öğrenmesidir.


24.07.2009

Bir İki Üç Adli Tıp

Hatırlarsınız hepiniz, bir sanatçı Büyükada'da tecavüze uğramıştı maalesef. Evet evet Büyükada'da bisiklete binerken faytonculardan birinin henüz reşit olmayan kardeşi kadına tecavüz ediyor.
O suçlu şu an nerede biliyor musunuz?
Cevap vereyim ben: aramızda.

Neden? Çünkü devlet onun mağdur olmasını istememiş. Şimdi dosya yoğunluğu var, sen bir gez gel, seneye bakarız demiş Adli Tıp; mahkeme de canımsın, gözümsün mağdur olma sen şimdi diyerek salıvermiş. Evet, aynen böyle olmuş.
Yarın başka bir kadına tecavüz etmeyeceğinin garantisini vermiyor tabii Adli Tıp.

Bu haberi iki üç gün önce öğrendim. Sessizce beklemek istedim önce, bakalım kimler bunu ciddiye alacak bu olay hakkında kimler konuşacak diye. Çoğu haber bülteni bahsetmedi bile olaydan. Birkaç haber sitesinde iki satır yazıyla değinildi. Adını duymadığımız ülkelerde doğan bir kaplan daha önemli olabiliyor bazen.

O sanatçı bu olayın ilk duyulduğu zaman ne büyük dehşet yaşadı hissetmeye çalıştım. Güvendiğimiz bir kişi Uğur Dündar; onun haber bülteninde bile mağdur kadının kimliği neredeyse açıkça söylendi. Oynadığı dizilerden sahneler gösterildi güya yüzü kapatıldı. Bu çok eğlenceli olsa gerek(!). Bir bilmecem var çocuklar? Ama ben hiç eğlenmedim, hatta çok büyük utanç duydum, bundan kazanç sağlayacağını düşünmediğim bir adam, çıkıp bu haberin bu şekilde duyurulmasına göz yumuyordu. Nitekim o sanatçı, telefonla bağlandı ve kendini de güzelce ifade etti. Olayın konuşulmasını istemiyordu daha fazla, kariyeri vardı. Ama bizim ülkemizde olaylar hemen çözülüp suçlular hemen cezalandırılamıyor maalesef. Olayın üstünden uzun zaman geçti ama suçlu cezasını hâlâ çekemedi. Çekemediği gibi üstüne bir de şu an serbest.
Ne yapıldı, ne uygulandı? Ben bu soruların cevabını istiyorum. O adama ne tür bir tedavi uygulandı, neye güvenilerek sokağa salındı.? Yarın başka bir kadına tecavüz etsin diye mi? Ondan sonra birileri çıkıp toplumun ahlakından bahsediyor, mağdur insanlara çamur atıyor tabiri caizse ki bence caiz.
Devlet suçluyu suçsuzu ayırt edemiyorsa, biz kime güveneceğiz.?

Suçlu kişi, bu olay yaşandığında reşit değildi, çocuk mahkemesinde görülüyor dava. Diğer bütün suçlulara yapılması gerektiği gibi bir tedavi süreci yaşaması gerekiyordu Dilerim tedavi süreci yaşanmıştır ama hiç sanmıyorum nedense. O yüzden soruyorum işte, neden dışarıda bu kişi?

Bir iki üç Adli Tıp.!!